Saç dökülmesi, dermatoloji alanında en sık karşılaşılan sorunlardan biridir ve hem erkeklerde hem de kadınlarda görülebilir. Bilimsel olarak saç dökülmesi, saç foliküllerinin büyüme döngüsünün bozulması veya foliküllerin küçülmesi sonucu ortaya çıkar. Saçın yaşam döngüsü üç ana evreden oluşur: anagen (büyüme), katagen (geçiş) ve telojen (dinlenme) fazı. Sağlıklı bir saçın büyük bölümü anagen fazındadır ve bu faz yıllarca sürebilir.
Genetik saç dökülmesi, tıbbi adıyla androjenetik alopesi, en yaygın saç kaybı nedenidir. Bu durum, dihidrotestosteron (DHT) hormonunun saç köklerine etkisiyle ortaya çıkar. DHT, saç folikülünü zamanla küçültür ve saç tellerinin incelmesine neden olur. Folikül küçüldükçe saç daha kısa sürede dökülür ve yeni çıkan saçlar daha zayıf olur.
Saç dökülmesine neden olan diğer faktörler arasında stres, hormonal değişiklikler, tiroid hastalıkları, vitamin eksiklikleri ve bazı ilaçlar yer alır. Özellikle demir eksikliği, B12 vitamini eksikliği ve D vitamini düşüklüğü saç sağlığını doğrudan etkileyebilir. Ayrıca yüksek ateşli hastalıklar ve ani kilo kaybı da geçici saç dökülmesine yol açabilir.
Modern tıpta saç dökülmesi tedavisi, altta yatan nedene göre planlanır. İlaç tedavileri, mezoterapi, PRP uygulamaları ve saç ekimi en sık kullanılan yöntemler arasındadır. Saç ekimi, özellikle kalıcı folikül kaybı olan kişilerde etkili bir çözüm olarak kabul edilir. Bu işlemde genellikle ense bölgesindeki DHT’ye dirençli saç kökleri alınarak dökülme olan bölgeye transfer edilir.
Bilimsel çalışmalar, erken dönemde yapılan müdahalelerin saç kaybını yavaşlatabildiğini göstermektedir. Bu nedenle saç dökülmesi yaşayan kişilerin, sorunun ilerlemesini beklemeden dermatolojik değerlendirme yaptırması önerilmektedir.